Yayınlar

Yeni çıkanlar

UNFPA, COVID-19 kapsamında yaşlıların insan hakları, sağlık ve korunmasına odaklanmakta ve bu belge dünyanın dört bir köşesinde faaliyet gösteren ofislerde konu ile ilgili yürütülen çalışmaları vurgulamaktadır. Yaşlıların haklarını gözetip ihtiyaçlarına cevap vermek, UNFPA COVID-19 Küresel Müdahale Planı’na ivme kazandıran unsurlardan biri olan kimseyi geride bırakmama ilkesiyle tamamen uyumludur.

Belgede, UNFPA’in Birleşmiş Milletler Daimî Koordinatör Sistemi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde ülke düzeyinde BM COVID-19 müdahalesine ilişkin destekleyici rolünün altı çizilmektedir. UNFPA ayrıca sivil topluma; yaşlıların politika alanına katılımı ve en çok etkilendikleri böyle bir krizde, hazırlık ve müdahale kapsamında seslerinin duyulması için savunuculuk yapmasında destek vermektedir.

Tamamını gözden geçir

Küresel ölçekte kadınların güvenli doğum yapmaları konusunda ebelerin üstlenmiş olduğu sorumluluk maalesef yeterince kabul görmemektedir. Bazı ülkelerde ise ebelik halen ayrı bir meslek olarak kabul edilmemektedir. Ebeler, fon yetersizliği nedeniyle düşük ücret uygulamalarına tabii tutulmakta olup çoğu ebe aşırı işyükü ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Buna ek olarak siyasal bir çok sorun da ebeleri doğrudan ilgilendirmektedir. 

Bunların başında topluluk temelli/evde doğum uygulamalarını yasallaştırmak, özerk ebelik uygulamalarını koruma altına almak ve halen bazı topluluklarda yaygın bir şekilde karşımıza çıkmakta olan kadın sünneti uygulamalarına son vermek geliyor.

Değişim yaratmak amacıyla bir mesele ya da davayı destekleme eylemi olarak tanımlanan savunuculuk faaliyetleri ise ebelik bağlamında tüm bu mevzuları stratejik planlama, medya ile işbirliği, hükumetlerle ile işbirliği, sosyal medya kullanımı ve benzeri yöntemlerle hem ebelik mesleğini icra edenlerin, hem de toplum sağlığının lehine geliştirmeye ve düzeltmeye çalışıyor.

 

Tamamını gözden geçir

Ebeler, kaliteli cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin sunulmasında ve kadınların üretken ve sağlıklı yaşam sürmelerine olanak sağlanmasında hayati bir öneme sahiptir. Aynı zamanda sağlık hakkından yararlanılmasına ve sağlıklı ve doyurucu bir hayat yaşamaya yardımcı olurlar.

Ebeler, toplumsal cinsiyet eşitliği hareketinde de hayati bir rol oynamaktadır: Her gün, ebeler, işin her bölümünde, doğumun her aşamasında kadınların kaliteli ve ebe yardımlı bakımını sürdürmektedir .Ebeler güçlü ve dayanıklı sağlık sistemlerinin temel taşıdır; her gün kadınlarla çalışır, doğumun her aşamasında bakımlarında onlarla ortaklık yapar. Ebeler aynı zamanda insani krizlerle karşı karşıya kalan ve şu anda koronavirüsten etkilenen ülkelerde çok dirençli ve cesur davranmıştır.

Bu kapsamda UNFPA, tüm ebelerin çalışmalarını takdir edip alkışlamakta ve COVID-19 sırasında onları korumak için yanlarında durma sözü vermekte ve ulusal hükümetlerle birlikte çalışmaktadır.

UNFPA'in ebelerle ve COVID-19 sürecindeki rolleriyle alakalı yayınladığı bu kaynak paketi karar vericiler için politika geliştirme önerileri, sosyal medya mesajları, önemli veriler ve bilimsel yayınlardan referanslar da içermektedir.

Tamamını gözden geçir

COVID-19 salgını sağlık hizmetlerinde aşırı yüklenmeye, bazı birimlerinin kapanmasına veya kısıtlı hizmet vermesine dolayısıyla da birçok bireyin sağlık kontrollerini olası bir COVID-19 enfeksiyonundan endişelenmeleri nedeniyle ertelemesine neden oluyor. Küresel tedarik zincirlerinin bozulması gebeliği önleyici ilaçlara ulaşımdasında problemlere neden oluyor. Ayrıca kadınların ev içinde geçirdikleri sürenin artmasıyla beraber toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin de artması bekleniyor.

Önemli projeksiyonlar arasında modern gebeliği önleyici yöntemlere erişimde sıkıntılar, istenmeyen gebelik vakalarında çoğalmalar, toplumsal cinsiyet dayalı şiddet vakalarında artışlar; kadın sünneti ve çocuk yaşta evliliği önlemeye yönelik programlarda aksamalar nedeniyle çocuk evliliklerinin artması bulunuyor.

 

Tamamını gözden geçir

Ortaya çıkardığı ciddi sağlık problemleri ve sosyoekonomik sorunlar nedeniyle COVID-19 yüzyılın en geniş çaplı toplumsal sağlık krizi olarak karşımıza çıkıyor. BM Genel Sekreteri'nin de ifade ettiği üzere; "Bu durum Birleşmiş Milletler'in kuruluşundan bu yana içinde bulunduğumuz en büyük sınav." Hükumetler virüsün yayılmasını önlemek için sağlık sistemlerini güçlendirme çalışmalarından ve seyahat yasaklarına kadar eşi benzeri görülmemiş tedbirler alıyorlar. Salgın, hayat kurtarıcı cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerini aksatmış durumda. Kadınlar, kız çocukları ve kırılgan gruplara karşı ayrımcılık artıyor; varolan toplumsal eşitsizlikler derinleşiyor. UNFPA, COVID-19 salgınına karşı nasıl bir küresel yanıt verilmesi gerektiğini raporlaştırdı.

Tamamını gözden geçir

COVID-19 salgını döneminde herkes için olduğu gibi şirketlerin de iş süreçlerine bakış açılarını kökten değiştirmeleri gerektiği ortaya çıkmıştır. Tüm çalışanlar için evde çalışma prensibinin uygulanması şirket çalışanlarının sağlıklarının korunması için ilk sırade geliyor. Özellikle ev ve iş dengesinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi adına çalışan kadınların koşulların iyi değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.

Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksamalar, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili ilaç ve tıbbi yöntemlere ulaşımı sıkıntıya sokabilir, bu konuda da yapılması gerekenler var. Ayrıca yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunanlar başta olmak üzere yüksek risk grubundaki kesimler için ilgili hizmetlerin ve olanakların erişilebilirliğinin dikkate alınması gerekiyor.

UNFPA'in konaklama, tekstil, ulaşım, medya ve daha birçok farklı sektörün COVID19'la mücadele sürecinde topluma nasıl destek olabileceğine dair önerileri var.
 

Tamamını gözden geçir

Salgınlar, kadınlar ve erkekleri farklı şekilde etkiler. Kadınlar global düzeyde sağlık sektörünün %70'ini oluşturuyor; ev içi sistematik şiddete çok daha fazla maruz kalıyor; salgına dair karar verici mekanizmalarda çok daha az temsil ediliyorlar ve ekonomik eşitsizliklerden çok daha fazla etkileniyorlar.

Diğer yandan toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle erkekler sağlık hizmetlerini almakta çekince hissedebiliyor; ekonomik sıkıntılar nedeniyle şiddete başvurmaya meyilli hale geliyorlar.

Yalnızca kadınlar değil; göçmenler, mülteciler, LGBTI+ bireyler, evsizler ve engelliler de tarihsel eşitsizlikler ve sosyal dışlanma gibi faktörlerden ötürü salgından ciddi düzeyde olumsuz etkileniyorlar.

Tamamını gözden geçir

COVID19 çocukları ve gençleri de ciddi düzeyde etkiliyor. Gençler de yaşlı bireyler kadar entekfe olmaya ve hastalığı yaymaya meyilli. Örgün eğitim süreçlerinden mahrum kalan gençler, eğitime ulaşılabilirliğin ötesinde uzun karantina süreçlerinin ortaya çıkarabileceği anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlara da eğilimli hale geliyorlar. Uzun karantina süreçleri, özellikle kız çocukları ve genç kadınlar için ev içi şiddeti riskini arttırıyor. COVID-19, cinsel sağlık hizmetlerine erişilebilirlik konusunda da ciddi sıkıntılar teşkil etmekte.

Diğer yandan genç kuşakların sosyal medya, teknoloji ve internetle olan yakın ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda, COVID-19 konusunda bilgiye erişim ve bilinç arttırma açısından kritik rol oynadıklarını görüyoruz.

Tamamını gözden geçir

Gebelik önleyici yöntemler, COVID-19 krizine dair gözardı edilen kritik başlıklarından biri. COVID-19 ile beraber finansal ve ensdüstriyel tedarik zincirlerinde çok ciddi sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Bu durum, birçok tıbbi ürüne erişilebilirliği ciddi düzeyde kısıtlıyor. Bu durumun uzun vadede tüm yaş grubundan bireylerin cinsel sağlığını tehlikeye atabilecek bir krize yol açabileceğinin gözardı edilmemesi şart.

Gebelik önleyici yöntemlerin yanı sıra birçok ilaç grubunun temini de sıkıntıya girdi. Başta antibiyotikler, antiviral ilaçlar, hamilelik ve hamilelik sonrası döneminde kullanılan anne sağlığı için gerekli birçok tıbbi ürüne ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik çok daha ciddi oranlarda düşme tehlikesiyle karşı karşıya.

Tamamını gözden geçir

Salgınlar, kadınları ve erkekleri farklı şekilde etkiler ve salgın hastalıklar kadınlar ve kız çocukları ile, engelliler ve yoksular gibi kırılgan gruplara dönük ayrımcılığı ve eşitsizlikleri daha da kötüleştirebilir. Kadınlar ve erkeklerin ihtiyaç tespiti ve tedaviye erişimini çevreleyen farklı etkiler incelenirken, bu durum da göz önüne alınmalıdır. 

Kadınlar küresel olarak sağlık ve sosyal sektöründeki işgücünün yüzde 70'ini temsil etmektedir. Bu nedenle, çalışma ortamlarının onları herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakıp bırakmayacağı konusuna, ayrıca cinsel ve üreme sağlığı ile psikososyal ihtiyaçlarına özel önem verilmelidir.

Tamamını gözden geçir

Sayfalar