Buradasınız

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Türkiye’de Durum

Uzun yıllar boyunca hükümetler, kurumlar ve kadın hareketi tarafından gösterilen büyük çabalara rağmen, kadınlar ve kız çocukları hala şiddete, istismara ve insan ticaretine maruz kalıyor, eğitim ve siyasete katılamıyor ve daha pek çok insan hakları ihlaliyle karşı karşıya kalıyor.

Türkiye'de özellikle 2000'li yılların başından itibaren cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması konusunda büyük ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, istatistikler hala kat edilecek çok yol olduğunu açıkça gösteriyor. Dünya Ekonomik Forumu 2020 Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'ne göre Türkiye, 156 ülke arasında 133. sırada yer alıyor.

En güncel seçim verilerine göre, Türkiye’de milletvekillerinin yalnızca %17’si kadınlardan oluşuyor. Bu tablo ne yazık ki temsil açısından eşitlikten çok uzak bir duruma işaret ediyor.

Hayatın diğer birçok alanında olduğu gibi, toplumsal cinsiyet eşitsizliği işgücü piyasasında da kendini gösteriyor. Kadınların işgücüne katılma oranı %32 iken bu oran erkekler için %68 (TÜİK İşgücü İstatistikleri 2020). Erkeklerde %13 olan işsizlik oranı ise kadınlarda %14.5.

Cinsiyet eşitsizliği ile ortaya çıkan bir kavram olan kadına yönelik şiddet, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de halen çok yaygın. 2014 yılı Türkiye'de Aile İçi Şiddet Araştırması'nda belirtildiği gibi, her 10 kadından 4'ü yaşamları boyunca en az bir kez fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalıyor (bu rakam 2008'de %42 ve 2014'te %38 idi). Bu rakamlar sorunun boyutunu ve acil aksiyon alma ihtiyacını da gözler önüne seriyor. UNFPA’in “Aile İçi Şiddete Karşı İş Dünyası” araştırması, beyaz yakalı çalışan kadınlar arasında da cinsel ve fiziksel şiddetin yaygın olduğunu ve özel sektörün gerekli müdahale mekanizmalarına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Resmi verilere göre, sadece 2020 yılında, Türkiye’de 266 kadın erkek şiddeti sonucu hayatını kaybetti. Bu rakamlar, Türkiye’de toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin boyutlarını ve konunun ciddiyetini gözler önüne seriyor. 

UNFPA’in Yanıtı

UNFPA, farkındalık yaratma, veri toplama ve kapasite geliştirme yoluyla, cinsiyet eşitliğini teşvik etmek, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele etmek ve erkekleri ve oğlan çocuklarını bu çalışmalara dahil etmek için ulusal ve yerel devlet kurumları (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Diyanet İşleri Başkanlığı vb.), sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektörle işbirliği ile programlar yürütüyor. 

UNFPA’in 2021-2025 yılları arasında uyguladığı 7. Ülke Programı’ndaki toplumsal cinsiyet bileşeni altında, toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmek, toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti ve özel sektör de dahil olmak üzere zararlı uygulamaları önlemek için kamu ve sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu hedef, aşağıdaki konularda savunuculuk, politika diyaloğu ve teknik yardım yoluyla sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle ortaklaşa gerçekleştirilecek:

(a) Hükümetin, sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün kadınların güçlendirilmesine ilişkin çabalarının ulusal ve yerel düzeylerde desteklenmesi, şiddetin önlenmesi ve korunması, gençlerin ve ergenlerin güçlendirilmesi, erken ve zorla evliliklerin önlenmesi, erkeklerin ve oğlan çocuklarının katılımı konusundaki standart çalışma prosedürlerinin geliştirilmesi ve mülteciler de dahil olmak üzere en kırılgan gruplara erişimin artırılması;

(b) Hükümetin, sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün kadın haklarına ilişkin çalışmalarının ulusal ve yerel düzeyde geliştirilmesi, kadına yönelik şiddet ve koruma çalışmalarının iyileştirilmesi, gençlerin ve ergenlerin güçlendirilmesi, erken ve zorla evliliklerin önlenmesi ve erkekler ve oğlan çocuklarının katılımının iyileştirilmesi amaçlarına yönelik olarak, engelli bireyler ve mülteciler de dahil olmak üzere en kırılgan gruplara ulaşmaya odaklanarak, bilgi, eğitim ve iletişim materyallerinden yararlanarak hizmet sağlayıcıların eğitimi ve bilinçlendirilmesi ve gerektiğinde personel istihdamı yoluyla gerekli insan kaynakları kapasitesinin geliştirilmesi;

(c) referans sistemleri ve koordinasyon mekanizmaları aracılığıyla kadın hakları, kadına yönelik şiddet ve koruma, genç ve ergen güçlenmesi ile erken ve zorla evliliklerin önlenmesi konularında çalışan kuruluşlar arasında çok sektörlü hizmet koordinasyonunun desteklenmesi;

(d) bilgi, eğitim, iletişim ve akran desteği, istihdam edilebilirlik desteği ile çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirme yoluyla mülteciler de dahil özel ihtiyaçları olan grupların sosyo-ekonomik güçlenmesinin teşvik edilmesi.