Buradasınız

UNFPA’in yeni raporuna göre tüm dünyada 900 bin ebeye ihtiyaç var

Yeni UNFPA raporuna göre, 2035 yılına kadar ebelere yapılacak kapsamlı yatırımlar anne, yenidoğan ölümleri ve ölü doğumların üçte ikisini önleyerek yılda 4,3 milyon hayat kurtaracak

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, New York - Gebelerin ihtiyaçlarının ve ebelerin süreçteki rolünün tam anlaşılmaması veya önceliklendirilmemesi milyonlarca kadının ve yenidoğanın hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının ise sağlıklarını yitirmelerine sebep oluyor. 

Dünyada şu anda 1.9 milyon ebe görev yapıyor. Ancak UNFPA’in son raporuna göre 900 bin ebeye daha ihtiyaç var. Kadınların ve yenidoğanların sağlık ihtiyaçlarının arka planda kalmasına, ebelik hizmetlerinin aksamasına ve ebelerin diğer sağlık hizmetlerinde görevlendirilmesine sebep olan COVID-19 krizi ise bu durumu daha da kötüleştirmiş durumda. 

Bu bulgular, 194 ülkede ebelik işgücü ve ilgili sağlık kaynaklarını değerlendiren UNFPA (BM Nüfus Fonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), Uluslararası Ebeler Konfederasyonu (ICM) ve diğer ortaklar tarafından hazırlanan 2021 Dünya Ebelik Raporu’nda ortaya konulan sonuçlardan bazıları.

Rapora göre, küresel çapta yaşanan ebe eksikliğinin en hayati sonuçlarından biri artan önlenebilir ölümler. Rapor kapsamında yapılan ve bulguları geçtiğimiz Aralık ayında Lancet dergisinde yayınlanan çalışma gösteriyor ki, 2035 yılına kadar ebelik hizmetlerine yapılacak kaynak desteği ve süreçteki gelişmeler, anne ölümlerinin yüzde 67'sini, yeni doğan ölümlerinin yüzde 64'ünü ve ölü doğumların yüzde 65'ini önleyebilir. Bu ise, yılda tahmini 4,3 milyon hayatın kurtulması demek.

2014'teki son Dünya Ebelik Raporu’nda ortaya çıkan ve bu açığın nasıl giderilebileceğine dair bir yol haritası sağlayan bulgulara rağmen, son sekiz yılda maalesef gerekli ilerleme sağlanamadı. Bu yılki rapor, mevcut ilerleme durumundaki aksaklıkların 2030'a kadar sağlanması planlanan gelişmeyi de olumsuz yönde etkileyeceğini gösteriyor. 

Küresel ebe ihtiyacını artıran önemli faktörlerden biri de çok görünür olunmasa da toplumsal cinsiyet eşitsizliği. Bugün, ebelerin %93’ünü; hemşirelerin ise %89’unu kadınlar oluşturuyor. Rapora göre, ebe işgücünde karşılaşılan yetersiz kaynak kullanımı, kadınların ve kızların cinsel sağlık ve üreme sağlığı ihtiyaçlarına öncelik vermeyen ve çoğu kadınlardan oluşan ebelerin bu ihtiyaçları karşılamadaki rolünü tanımayan sağlık sistemlerinin de bir sonucu. 

Ebelerin tek görevi doğum sürecine yardımcı olmak değil. Ebeler doğum öncesi ve doğum sonrası bakım ve aile planlaması, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları tespit ve tedavi etme ve ergenler için cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri gibi cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin sağlanmasında da görev alıyor. Bütün bunları yaparken ebeler aynı zamanda insan onuruna yakışır bakım hizmetleri ve kadın hakları konularında da önemli rol oynuyor. Bu bulgulardan yola çıkılarak, raporda ebe sayısındaki artış ve ebelerin hizmet verebilmesi için uygun ortamın sağlanmasının kadın ve yenidoğan sağlığının bir bütün olarak iyileştirilmesine katkıda bulunacağının ve bu durumun ise tüm topluma fayda sağlayacağının da altı çiziliyor. 

Ebelerin hayat kurtaran ve hayat değiştiren potansiyellerine ulaşabilmeleri için eğitim ve öğretimlerine, ebe liderliğindeki hizmet sunumuna ve ebelik liderliğine daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. Bu konuda hükümetlerin rolüne de dikkat çekilen raporda, ebelik hizmetlerinin geliştirilmesinde finansman ve desteğe öncelik verilmesi ve ebeleri sağlık politikalarının belirlenmesine dahil etmek için somut adımlar atılmasının önemi vurgulanıyor. 

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Editörlere not

2021 Dünya Ebelik Raporu cinsel sağlık ve üreme sağlığı, anne, yenidoğan ve ergen sağlığı hizmeti sunumu ile ebelik liderliği ve yönetiminin iyileştirilmesine yönelik politika önerileri içeriyor. Bu politika önerilerinin, 18 Mayıs'ta gerçekleşecek sağlık bakanları toplantısına ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) üye devletlerinin kanıta dayalı Hemşirelik ve Ebelik için Küresel Stratejik Yönergeleri 2021-2025 belgesini benimsemelerinin beklendiği 24 Mayıs’ta gerçekleşecek 74.Dünya Sağlık Kongresi’nde bir diyaloğa da konu olması bekleniyor.