Buradasınız

UNFPA Türkiye Japon Hükümeti Desteğiyle Genç Mültecilerin Yanında

Türkiye’de yaklaşık 1.7 milyon genç mülteci yaşıyor. Koruma, sağlık, eğitim, istihdam ve sosyal uyum gibi konularda haklara ve hizmetlere erişimde sorunlar yaşayan genç mülteciler, Türkiye'deki en dezavantajlı gruplar arasında yer alıyor. COVİD-19 salgını ile birlikte mültecilerin ihtiyaç ve endişe seviyelerindeki artış, genç mültecilerin savunmasızlıklarını da derinleştiriyor. UNFPA Türkiye, Japon Hükümeti’nin finansal desteğiyle kurulan Gençlik Merkezleri aracılığıyla genç mültecileri destekliyor.

Ankara, Türkiye - Yaklaşık 4 milyon mülteci ile dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan Türkiye'de bugün 15-30 yaş arasında 1.7 milyon genç mülteci bulunuyor. Suriyeliler Barometresi'ne göre, genç mültecilerin %55'inden fazlası eğitimlerine Türkiye’de devam etmek ve burada çalışmak istiyor ve ülkelerine geri dönmek istemiyor. Çalışmaya göre, bunun en önemli sebeplerinden biri mülteci gençlerin Suriye yerine Türkiye'yi anavatanları olarak tanımlaması. Bu durum, genç mültecilerin Türkiye'deki entegrasyonunu, sosyal uyumunu ve hizmetlere erişimini sağlamanın ne kadar hayati olduğunu gözler önüne seriyor. 

Son 10 yıldır ulusal ve uluslararası çabalar sürerken; Türkiye'deki genç mülteciler, hakların kullanımı ve hizmetlere erişime dair zorluklar da dahil olmak üzere, günlük yaşamlarını ve gelecek beklentilerini olumsuz yönde etkileyen pek çok engelle karşılaşıyorlar. Araştırmalara göre, özellikle mülteci kadınlar ve kız çocukları, karşılanmamış aile planlaması ihtiyacı, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet (TCDŞ) ve çocuk yaşta, erken ve zorla evlilik (ÇYZE) gibi zararlı uygulamalara karşı yüksek risk altında yaşıyor.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, Türkiye'de yaşayan mültecilerin yaklaşık %70'ini kadınlar ve 18 yaş altındaki çocuklar oluşturuyor. Türkiye’deki Suriyeli nüfusunun %25'inden fazlasını üreme çağındaki kadınlar oluştururken,. Bu grup, planlanmayan ve riskli gebelikler, güvenli olmayan doğumlar, kürtajlar ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) açısından da yüksek risk altında. Suriyeli kadınlar arasında doğurganlık oranının (toplam doğurganlık hızı: 5.3), karşılanmayan aile planlaması ihtiyacının (%21) yüksek olması da cinsel sağlık ve üreme sağlığı (CSÜS) ihtiyaçlarını daha fazla ön plana çıkarıyor.

Öte yandan, UNFPA'in 2018 verilerine göre, aile içi şiddet, cinsel şiddet ve çocuk yaşta evlilikler de dahil olmak üzere TCDŞ kadınların ve kız çocuklarının, özellikle de ergenlik dönemindeki gençlerin, yaşamlarını etkilemeye devam ediyor. Ergenlik dönemindeki Suriyeli gençlerle ilgili bir başka UNFPA çalışması, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve çocuk yaşta evliliklerden kaynaklı, depresyon ve erken gebelik gibi sağlık komplikasyonları da gençlerin eğitim ve kişisel gelişme fırsatlarını kaybetmesine neden oluyor. 

Sosyal, kültürel ve ekonomik uyum sorunları da genç mültecilerin hayatlarını önemli ölçüde etkileyen faktörlerden. 3RP Sosyal İçerme Planına (2019-2020) göre, ev sahibi ve mülteci topluluklar arasındaki gerilimin ana unsurlarını kültürel farklılık algısı, iş hayatında ortaya çıkan rekabet, güvenlik kaygıları, etkileşim eksiklikleri, mevcut hizmetlere ilişkin yanlış algılar, bilgiler, hizmetler ve yardımlar ile bunların dağılımı üzerindeki baskılar oluşturuyor.

COVİD-19 salgını, genç mültecilerin mevcut ihtiyaçlarını ve endişelerini daha da artırdı. Sokağa çıkma kısıtlamaları ve mekanların kapatılması gibi pandemi önlemleri ve bunun sonucunda ev tabanlı internet bağlantısı ihtiyacındaki artış, genç mültecilerin hizmetlere erişimini de azalttı. Ayrıca, yüz yüze eğitimin çevrimiçi platforma taşınması, internet erişimi olmayan genç mültecilerin eğitime erişimini de olumsuz yönde etkiledi. 

UNFPA Türkiye, Japon Hükümeti’nin finansal desteği ve Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği iş birliğiyle yürütülen “Gençleri Mültecilerin Refahının ve Sosyal Uyumunun Desteklenmesi Projesi” kapsamında Ankara, Diyarbakır, Hatay ve İzmir'de faaliyet gösteren dört Gençlik Merkezi ile genç mültecilere sağlık, koruma ve güçlenme alanlarında destek sağlıyor. 

Gençlik Merkezlerinde, cinsel sağlık ve üreme sağlığı , toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve psikososyal destek hizmetlerinin yanı sıra, genç mültecilerin kişisel gelişimlerine ve güçlenmelerine katkıda bulunmak, sağlıklı, güvenli ve daha iyi yaşamlar sürebilmeleri ve ev sahibi topluluklarla uyumlarını desteklemek için de farkındalık çalışmaları düzenleniyor. Ayrıca, dil kursları, mesleki, kültürel, sanatsal ve fiziksel eğitimler gibi sosyal uyumu artırmaya yönelik faaliyetler yürütülüyor. COVİD-19 pandemisi sürecinde, destek ve müdahale hizmetleri uzaktan erişimle de sağlanıyor.