Buradasınız

Ne pahasına olursa olsun kızımı okutacağım!

Çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler dünyanın her yerinde pek çok kadının kendi bedeni üzerinde karar verme hakkını ihlal etmeye, sağlık ve eğitim gibi temel haklara erişimini engellemeye devam ediyor. Bugün 4 milyona yakın mülteci ile dünyanın en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan Türkiye’de Suriyeli kadınlar da çocuk yaşta evliliğe yoğun şekilde maruz bırakılan gruplar arasında yer alıyor. Bu zararlı uygulama, bütün kadınları olduğu gibi onları da hem eğitim ve sağlık gibi haklara erişim hem de ekonomik ve sosyal güçlenme bakımından olumsuz etkiliyor. 

İZMİR, TÜRKİYE - Reyhan ve Hacer, o kadınlardan ikisi.... Kat ettikleri yol ve geldikleri nokta ise bu zorlukları yaşamış ve yaşamakta olan tüm kadınlara güç ve ilham verecek nitelikte.

Reyhan evlendirildiğinde henüz 15 yaşındaydı. İlk çocuğunu da yine aynı yaşta dünyaya getirdi. Oysa evlenmeyi hiç istememişti, hayali okumaktı. 5 yıl önce ailesiyle birlikte Suriye’den Türkiye’ye göç etti. Şimdi İzmir’de yaşıyor. Okuma hayalini ev işleri ve çocukların bakımı nedeniyle ne yazık ki henüz Türkiye’de de gerçekleştiremedi.

24 yaşındaki Reyhan, UNFPA’in Bulut Öncü Gençlik Merkezi ile tanıştığından beri, çocuk yaşta evliliğin hayatına verdiği zararı daha net gözlemlediğini söylüyor.

”Buradan önce hastane randevuları ve hijyen malzemesi ihtiyaçları konusunda destek aldım; ayrıca merkezin üçüncü çocuğuma hamileyken doğum öncesi bakım ve aile planlaması danışmanlığı hizmetlerinden de yararlandım. Ancak beni en çok etkileyen, toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadın hakları ve cocuk yaşta evlilikler konusunda aldığım eğitim oldu” diyor Reyhan.

“Ben çocukken evlendim, yaşadıklarımı ben biliyorum. Evlendiğimde ne fiziksel ne psikolojik olarak buna hazırdım; ama engel olamadım. Okula gitmeyi çok istiyordum; ama hem savaş yüzünden hem de ailem istemediği için gidemedim. Eğitimde anlatılan erken gebeliğin zararlarını ben bizzat kendimden biliyorum. Henüz 24 yaşındayım; ama 50 yaşında gibi hissediyorum” sözleriyle anlatıyor bu zararlı uygulamanın hayatını nasıl etkilediğini ve ekliyor; “Doktorlar bir daha çocuk sahibi olmamam gerektiğini söyledi. Aslında ben de başka çocuk istemiyorum; çünkü bakmak gerçekten zor. Ama toplum benden bunu bekliyor. Eğitimde bahsedilen toplumsal cinsiyet eşitliğini ve toplumdaki normları öğrenince daha iyi kavradım bunu.” 

Merkezde aldığı eğitim sayesinde artık hem kendisi hem de kızı için daha güçlü hissettiğini söyleyen Reyhan’ın en büyük hayali ise kızını okutmak: “Ne pahasına olursa olsun kızımı okutacağım. Türkiye’de bu konuda daha çok destek alabileceğimi biliyorum. Kendi yaşadıklarımı kızıma yaşatmayacağım”.

Aynı Reyhan gibi 21 yaşındaki Hacer de Suriye’deki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan ve erken yaşta evlenip; çocuk sahibi olmak durumunda kalan genç bir kadın. Toplumsal Cinsiyet Eğitimi, zamanının çoğunu ev işleri ve çocuk bakımıyla geçiren Hacer’i de derinden etkiledi. Hakları konusunda bilgi edinmesinin hem kendi hayatı hem de kızını güçlü bir insan olarak yetiştirmesi için çok önemli olduğunu söyleyen Hacer, özellikle kadınların çalışması ile ilgili olarak fikirlerinin çok değiştiğinden bahsediyor: 

“Bu oturumlarda öğrendiğim bilgiler hayata bakış açımı değiştirdi. Kadın-erkek eşitliği üzerine daha önce düşünmemiştim. Türkiye’de buna önem verildiğini görmek beni mutlu etti. Kadın hakları konusunda bilgi edinebilmek hem benim hayatım için çok faydalı oldu, hem de yetiştirdiğim kız çocuğu için olacak. Beni en çok kadının çalışma hayatındaki yeri ve haklarından bahsedilmesi etkiledi. Ekonomik olarak zorlanıyoruz aslında; ama çalışmak hiç aklıma gelmemişti. Bu eğitim sayesinde ‘yalnızca erkekler çalışır’ düşüncesinden kurtuldum”.

Hacer şimdi çalışmayı düşünüyor; üstelik artık haklarını bildiği için özgüveni de çok daha yüksek: ‘’Burada çalışmak istesem hangi haklara sahip olduğumu ve önüme toplum nedeni ile çıkabilecek zorlukları öğrenme ve bunlarla nasıl baş edeceğimi de öğrenme şansım oldu. Bu nedenle benim için çok değerli. Gelecekte kesinlikle ben de çalışarak aileme destek olabilirim.’’

Japon Hükümeti tarafından finanse edilen ve Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği (Y-Peer Türkiye) iş birliğiyle UNFPA Türkiye tarafından hayata geçirilen Genç Mültecilere Destek Projesi, Ankara, Diyarbakır, Hatay ve İzmir‘deki merkezleriyle, Reyhan ve Hacer gibi pek çok genç mülteciye destek oluyor. Sağlık ve özellikle cinsel sağlık, üreme sağlığı ve sosyal koruma alanlarında danışmanlık ve psikososyal destek hizmetleri, farkındalık oturumları, eğitimler ve yönlendirmeler sağlanan merkezde, güçlenme ve sosyal uyuma yönelik çalıştay ve aktiviteler de düzenleniyor.