Buradasınız

Aşı olmak, hem kendim hem bebeklerim için verdiğim en doğru karardı

Yaklaşık iki yıldır, tüm dünya modern çağın en ciddi sağlık krizlerinden biri olan COVID-19 salgını ile mücadele ediyor. Salgın, iş piyasasından sağlık hizmetlerine kadar hayatın çeşitli sektörlerinde büyük değişikliklere yol açmış, bazı sektörleri durma noktasına getirmiş olsa da, hala salgının bile durduramadığı şeyler var. Gebelik de bunlardan biri. Sürecin başından beri, hamile kadınlar ve bebekleri için COVID-19 riskleriyle ilgili birçok belirsizlik hakim. Aşıların geliştirilmesi, salgına karşı daha güçlü bir mücadele için dünyaya umut vermiş olsa da, hamile kadınlar için mevcut sorulara yeni ve belki de daha farklı sorular ekleyerek durumu daha da karmaşık hale getirdiği de bir gerçek. Dahası, süreç içinde bu sorulara verilen bazı cevaplar yetersiz kalırken, hamile kadınlar arasında görülen COVID-19 ile ilişkili kayıplar ve sağlık sorunlarında da önemli bir artış var.

TÜRKİYE - 46 yaşındaki Sevda Şengün, COVID-19 salgını sırasında hamile kalan ve tüm bu sorularla karşı karşıya olan milyonlarca kadından sadece biri. Sevda şu anda 27 haftalık hamile. Her ne kadar ikiz bebek beklediklerini öğrenmek Şengün çiftini çok mutlu etmiş olsa da, bu süreçte kendilerini ve bebeklerini bekleyen riskler ve belirsizlikler nedeniyle başlarda ciddi endişeler yaşadılar.

Hayatlarında yaptıkları ilk değişiklik kendilerini enfeksiyondan korumak için aldıkları önlemleri daha da katı hale getirmek oldu: “Arkadaşlarımızla görüşmeyi bıraktık. Alışverişe bile gitmedik. Hayatım iş ve ev arasında geçiyordu. Ailelerimizi de görmedik. Hijyen kurallarına çok dikkat ettik” sözleriyle anlatıyor Sevda bu süreci. 

Tüm bunlar olurken, Şengün çiftinin kafasında uzun bir süre soru işareti olarak kalan bir konu daha karar vardı: aşı olmak ya da olmamak: “İnternet yanlış bilgilerle doluydu, bu yüzden hiç girip bakmadım. Doktorumla sürekli iletişim halindeydik. Doktorum, aşı olup doğum yapan hamile kadın örneği olmadığı için bir süre beklememizi tavsiye etti.”

"Arkadaşlarım da beni korkuttu. Aşı olmamı istemediler. Hatta bazılarını görmeyi bıraktım bu yüzden” diyor Sevda bu süreçte yaşadıklarını anlatırken. Ne var ki, hamile kadınlarla ilgili çıkan haberlerin üzerine artan vakalar da eklenince Sevda’nın enfeksiyona karşı kendini koruma ihtiyacı da arttı: “Kendimizi her türlü riskten koruyorduk ama ne zaman bir ölüm haberi duysam bebeklerim için çok endişeleniyordum. Daha kapsamlı bir koruma istiyordum ve bunun ancak aşı ile mümkün olduğunu biliyordum.”


Mobil hizmet birimleri sahada ©️ UNFPA Türkiye

Kafa karışıklığıyla geçen sürecin ardından Sevda sonunda aşı olmaya karar verdiğini söylüyor: “Tanıdığımız doktorlara ve uzmanlara danıştık. Aşıların onaylanmasının ardından hamileliğimin 23. haftasında aşı olmaya karar verdim.”

Aşı olma kararını “büyük bir rahatlama” olarak tanımlayan Sevda duygularını şöyle ifade ediyor: “Başta korkuyordum ama hiçbir şey olmadığını görünce tüm korkularım geçti. Herkese tavsiye ederim. Bebeklerimin sağlığından endişe ederek yaşamaktansa aşı olmayı tercih ettim. Artık kendimi daha güvende, rahat ve huzurlu hissediyorum.”


Aşıdan sonra Şengün ailesi ©️ UNFPA Türkiye

Dünyanın her yerinde Sevda'nın yaşadığı zorlukları yaşayan milyonlarca kadın var. Son dönemde yapılan bir araştırma, COVID-19’a yakalanan hamile kadınların ölüm riskinin diğerlerine göre 10 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Çalışmada ayrıca virüsün erken doğum, düşük  ve bebek ölümü olasılığını artırdığının da altı çiziliyor. Ne var ki, tam da Sevda ve eşinin aşı olma kararını ertelemelerinin ardındaki nedenlerle hala hamile kadınlar arasında aşı olma oranları oldukça düşük..

Kadın sağlığı uzmanları, hamile kadınları doktorlarına başvurmaları ve eğer kendileri için uygun görülürse aşı olmaları konusunda uyarırken, ilgili sağlık ve aşılama hizmetleri de ülke çapında yaygın bir şekilde verilmeye devam ediyor. Tüm bunlara rağmen, özellikle en kırılgan gruplara ulaşmak salgınla mücadele sürecindeki en büyük zorluklardan biri olmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Çok Ortaklı Fonu'nun (MPTF) finansal desteği ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle UNFPA, en ücra bölgelerdeki kadınlara ulaşmak, konuya ilişkin farkındalığı artırmak ve aşı hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak için sahada çalışmaya devam ediyor. UNFPA’in mobil hizmet birimleri ile yürüttüğü özellikle en kırılgan gruplara yönelik saha çalışmaları, sadece her anne ve bebeğin sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmesi ve enfeksiyon kapma riskinin minimuma indirilmesini değil, aynı zamanda herkes için sağlık hizmetlerine ve haklara eşit erişimin garanti altına alınmasını da amaçlıyor.


Mobil hizmet birimleri Türkiye'nin en ulaşılması zor bölgelerinde en kıgılgan gruplara ulaşıyor ©️ UNFPA Türkiye