Opinion

Suriyeli mülteci kadınlar, Türkiye’de sağlık aracıları olarak “hayatta ikinci şansı” yakalıyor

22 Mart 2018

ANKARA, Türkiye — Amira* 14 yaşında Suriye’de büyürken ölmekte olan annesinin kendisinin düğününü görme arzusu yerine gelsin diye sevmediği bir adamla evlenmeye karar vermiş. Ancak evlenince, Amira’nın kocası, annesini ve diğer aile üyelerini ziyaret etmesini engellemiş. Sonra da ona fiziksel şiddet uygulamaya başlamış. Bu şiddet, ikinci çocuğuna hamile iken bir gün başarısız bir biçimde Amira’nın kendisini bıçaklayarak öldürmeye çalışıncaya kadar artarak devam etmiş.

Suriye’de süregelen karışıklık Amira’nın söylediğine göre kocasının evde uyguladığı şiddeti de artırmış, sonunda aileyi Türkiye’ye kaçmaya sürüklemiş. Onlar artık güvenli bir yerdeler, Amira’nın bizlerle paylaştıklarına göre kocası artık şiddet uygulamayı bırakmış ve üç çocuk annesi olan 26 yaşındaki Amira yeniden hayata dönmüş.

“Türkiye’ye geldiğimde ben bir mülteciydim, umut edebileceğim hiçbir şeyim yoktu; güvenecek kimsem yoktu, her şeyden korkuyordum” diyor Amira ve şöyle ekliyor; “Türkçe lisanını konuşamıyordum onun için bana ne zaman bir soru sorsalar başımı sallıyordum. Çevremde olan biten milyarlarca şeyin bir parçası değilmiş ve hatta hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi, sanki dünya ben olmaksızın var olmaya devam ediyormuş gibi hissediyordum.”

Amira  artık UNFPA’nın Türkiye’nin bir çok farklı şehrinde 2017’den bu yana kurduğu 39 Kadın Sağlığı Danışma Merkezleri’nden birinde sağlık aracısı olarak benzer durumdaki diğer kadınlara yardımcı olmaya çalışıyor. Bu merkezler Avrupa Birliği Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyonları (ECHO) ile Japonya ve İsveç hükümetlerinin finansal destekleri ile işletiliyor.

Amira, UNFPA Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’ne ilk kez çocuklarının aşıları ile ilgili bilgi almak için ziyaret etmiş. Merkeze sonraki gelişinde bir sosyal hizmet üyesi ile konuşmak istediğini söylemiş; daha sonra burada bir eğitim oturumuna katılmış. Yavaş yavaş merkez çevresinde tanınan bir sima olmuş ve sonunda buradaki psikolog ile konuşabilecek kadar kendini rahat hissetmiş.

“Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’ndeki sağlık personeliyle ne kadar çok konuştuysam kendimi o kadar daha fazla özgür hissetim,” diyor Amira. “Bana rehberlik ettiler ve korkularımı bir bir yendim.”

Amira, Türkçe öğrendiği ve kendine olan güvenini kazandığı için hala eve kapanmış kendi sağlıklarını iyileştirmek için gerekli eylemleri gerçekleştiremeyen ve korkan Suriyeli kadınlara yardım etmek, onların da topluma daha fazla dâhil olmalarını sağlamak istemiş. Sağlık aracısı olarak işe başvurmuş ve 166 eğitilmiş Suriyeli kadından biri olarak Türkiye’deki mülteci topluluğunun üyeleri ile Kadın Sağlığı Danışma Merkezleri’nde verilen cinsel ve üreme sağlığı ile psiko-sosyal destek hizmetleri arasında bir köprü oluşturmak üzere temas kurmaya yardımcı olmak için sağlık aracası olarak işe alınmış.

“İş sahibi olduğumda kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim çünkü sonunda aileme destek olabilecek ve hayatımı nasıl sürdüreceğime dair kendi kararlarımı verebilecektim” diyor Amira. “Yaşadığım toplumun bir parçasıyım ve çocuklarım benimle gurur duyuyor. Kadın Sağlığı Danışma Merkezleri’ndeki yeni arkadaşlarıma bana bu ikinci şansı tanıdıkları için teşekkür ederim.”

‘Öyle oturup duramam; daima iyi bir şeyler yapmak istiyorum’

Fatima* Suriye’deki iki evliliği boyunca ciddi şiddet ve tacize maruz kalmış diğer bir sağlık aracısı. Savaş patlak verdikten sonra beş çocuk annesi Fatima en büyük oğlunu eve isabet eden bir bomba sonucu yitirmiş. Fatima da aynı zamanda bu saldırıda yaralanmış ancak hayatta kalmış. Fatima en küçük çocuğuna hamile iken çevresindeki şiddet gittikçe artmış ve doğum sancıları sırasında tıbbi yardım alamamış. Yardım olmaksızın önceki doğumlarında ebenin neler yaptığını taklit ederek çocuğunu kendi doğurmuş. Yeni doğan bebeği kucağında, kocası ertesi sabah eve dönünceye ve onu hastaneye götürünceye kadar bir geceyi yalnız geçirmiş.

Fatima iki kez Türkiye’ye çocukları ile birlikte kaçmaya çalışmış ve ikinci girişiminde başarılı olmuş ve büyük ağabeyinin yaşadığı Ankara’ya gitmeyi başarmış. Bir sure sonra daha barışçıl bir ortamda Fatima kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini hissetmeye başlamış. Bir iş bulabilmek ve daha fazla insan ile tanışarak yaşamını genişletmeyi istediğinden Türkçe öğrenmek istemiş.

Bir gün çocuklarını UNFPA-destekli Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’ne aşılanmaları için getirmiş ve orada diğer Suriyeli kadınları sınıftan çıkarken görmüş. Fatima, merakla ne yaptıklarını sormuş ve bu sınıfın Türkçe öğrenmek için olduğunu öğrenir öğrenmez hemen Türkçe desrlerine kaydolmuş.

Fatima önceleri çalışmakta olan çocuklarını tekrar okula göndermesine imkan tanıyan bu merkezde bir sağlık aracısı oldu ve artık bütün ailesine kendi destek olabiliyor. Suriye’de kalan kocası, en büyük kızını evlenmesi için ona geri göndermesini istemiş ancak o reddetmiş, kızı hala kardeşleri ile birlikte Türkiye’de okula gidiyor.

“İş beni o kadar güçlendirdi ki hala hafta sonları dahi evde oturamıyorum çünkü daima iyi şeyler yapmak istiyorum” diyen Fatima şöyle devam ediyor “Artık çok farklıyım çok içe kapanık bir insandım şimdi ise her gün yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorum. Bu şehir sanki beni iyileştirmiş gibi hissediyorum; gelecek konusunda çok daha iyimserim. Çocuklarımın mezun olduklarını, mürüvvetlerini ve mutlu yaşadıklarını görmek istiyorum.”

‘Ev Hapsinden’ rüyalarını gerçekleştirmeye

Rima*’nın babası öldüğünde Suriye’deki 13 yaşındaki bağımsız, mutlu hayatı da sona ermiş. Amcaları aileye sahip çıkmış ve çok katı kurallar uygulamışlar; Rima 14 yaşında iken okuldan alınmış ve dışarıya çıkması bile yasaklanmış. “Sanki ev hapsinde gibiydim” diyor.

16 yaşındayken Rima evlenmeye zorlanmış. İki çocuk doğurmuş, bir oğlan ile bir kız ancak kocası sözlü ve fiziksel olarak kendisini taciz etmiş. Boşanmak istediğinde, bunu reddetmiş ve daha da saldırganlaşmış. Aile, Türkiye’ye 

kaçtıktan sonra Rima ikinci çocuğuna hamileyken aşırı ilaç içerek kendini öldürmeye teşebbüs etmiş ancak zamanında bulunup, hastaneye götürüldüğünce hayatı kurtulmuş.

22 yaşında olan bu Rima, Türkçe’yi Suriye’deyken öğrenmişler böylelikle kocasının şiddeti devam ederken Türk yetkililerden yardım isteyebilmiş, önce kadın sığınma evine kabul edilmiş ve sonrasında boşanmak için başvurmuş. Ancak kocasının ve ailesinin tehditleri sonucunda çocuklarının velayetini kaybetmiş.

Evliliğindeki şiddetten özgürlüğüne kavuşan Rima, yakındaki bir Kadın Sağlığı Danışma Merkezi ile bağlantı kurmuş ve iki dil biliyor olması sebebi ile sonunda burada sağlık aracısı olarak işe alınmış. Şimdi diğer mülteci kadınların kendi ayaklarının üzerinde durmaları ve bu yeni kültüre adapte olabilmek için yeni beceriler geliştirebilmeleri ve toplumda üretken bireyler olabilmeleri için yardımcı oluyor. Kazancı sayesinde ve merkezden aldığı hukuki destek ile çocuklarının velayetini tekrar alabilmek için mahkemede mücadelesini sürdürmeye artık hazır.

“Şimdi artık çocuklarımla birlikte mutlu yaşayabileceğim yeni bir ev arıyorum ve Tercüman olarak çalışmak üzere hazırlanıyorum” diyen Rima şöyle devam ediyor, “Kadın Sağlığı Danışma Merkezi personelinin verdiği yardımların tümüne teşekkür ederim, sonunda yıllar boyu hayalini kurduğum kendi hayatıma kavuşabileceğim.”

* Kadınların gizliliğini korumak için isimler değiştirilmiştir.


Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 1969 yılında kuruldu ve dünya çapında nüfus konusunda uluslararası finansmana sahip en büyük yardım kaynağı olan UNFPA, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen politikalar ve stratejiler oluşturulması konularında 150’yi aşkın ülkede faaliyet göstermektedir. Çalışmalarına proje temelli olarak başlayan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 1971 yılından bugüne Türkiye’de; üreme sağlığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi; kalkınmayla ilgili verilerin toplanması, kullanımı ve yaygınlaştırılmasının artırılması, ve insani yardım konularında çalışmalar yapmaktadır. Bu çerçevede ilk Ülke Programı 1988 yılından 1992’ye kadar sürmüş, şu anda ise Altıncı Ülke Programı (2016-2020) yürütülmektedir.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), her gebeliğin istenilen gebelik olduğu, her doğumun güvenli gerçekleştiği ve her gencin içindeki potansiyelini ortaya çıkarabildiği bir dünya için çalışır. UNFPA, bu hedefe ulaşabilmek için, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden (SKH) özellikle 5 tanesine yoğunlaşmıştır: 

  • SKH 3: Sağlıklı Bireyler, 
  • SKH 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği,
  • SKH 10: Eşitsizliklerin Azaltılması,
  • SKH 16: Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar,
  • SKH 17: Hedefler için Ortaklıklar

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Sosyal Medya Hesapları:

Facebook: UNFPA.Turkey  Twitter: UNFPATurkey  Instagram: unfpa_turkey  YouTube: UNFPATurkey