Dispatch

“Çocuk yaşta evlilikler geri dönüşü olmayan problemlere yol açıyor”

28 Eylül 2017

“Çocuk Yaşta Evliliklere Karşı Farkındalık Paneli” (28 Eylül 2017- Mersin)

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından içeriği geliştirilen ve Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) yürütücü ortağıyla, sığınmacı kadınlara yönelik olarak organize edilen “Çocuk Yaşta Evliliklere Karşı Farkındalık Paneli,” 28 Eylül 2017’de Mersin’de yapıldı. Türkiye’de sığınmacı olarak yaşayan ailelerde de sıklıkla rastlanan ve çocuk yaştakilere yönelik bir insan hakları ihlali olan çocuk yaşta evlilik konusuna dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için düzenlenen panelde Çocuk Yaşta Evliliklerin Fiziksel, Psikolojik ve Sosyal Boyutu, Çocuk Yaşta Evliliklere Yasalar Ne Diyor? ve İslam Hukukuna Göre Erken Evlilik konularında sunumlar yapıldı.

Avrupa Birliği Sivil Koruma ve İnsani Yardım tarafından finanse edilen ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ile Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) yürütücü ortaklığıyla organize edilen “Çocuk Yaşta Evliliklere Karşı Farkındalık Paneli”nin Mersin’deki oturumuna 200 sığınmacı kadın katılım sağladı.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Güneydoğu Anadolu Bölge Koordinatörü Emre İlker Cece yaptığı açılış konuşmasında derneğin 1995 yılından günümüze Türkiye’deki sığınmacılara yönelik sosyal uyum ve haklara erişim konusunda çalışmaya devam ettiğini belirtti. SGDD-ASAM’ın yaptığı saha çalışmalarında, çocuk yaşta evliliklerin karşılaşılan en ciddi sorunlardan biri olarak tespit ettiklerini söyledi. İlker Cece, çocuk yaşta evliliklerin geri dönüşü olmayan problemlere yol açtığını da sözlerine ekledi.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Kadın Güçlenme Uzmanı Gül ERDOST panelin açılış konuşmasında Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’ nun (UNFPA) bu yılın sonuna kadar  17 ilde 41 Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’ne ulaşma hedefinin olduğunu ve bu merkezlere başvuran kadınlar arasında en çok karşılaşılan sorunların başında da çocuk yaşta evlilikler ve gebelikler olduğunu söyledi. Sahada gözlemlenen problemlerin sıklığına dayanarak, bu konuda farkındalık yaratmak için hem kadın hem de erkek sığınmacılara yönelik olarak düzenlenen bu panel serisine Nisan ayından bu yana başladıklarını ve toplamda 30’un üzerinde panelle binlerce sığınmacıya ulaşmayı hedeflediklerini belirtti.

Mersin Tabipler Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan, Çocuk Yaşta Evliliklerin Fiziksel, Psikolojik ve Sosyal Boyutu başlıklı konuşmasında, Çocuk Hakları Sözleşmesinde de yer aldığı üzere 18 yaşından küçük her insanın hukuken çocuk olarak tanımlandığını hatırlattı. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 0 -10 yaş aralığının çocukluk ve 10-19 yaş aralığının ergenlik dönemi olduğunu ve bu dönemde kişilerin fiziksel, ruhsal ve sosyal anlamda gelişimlerinin tamamlanmadığını açıkladı. Dr. Uğurhan, yaptığı sunumda, 15-18 yaş arası kız çocuklarında doğum sırasında hayatını kaybetme riskinin yüksek olduğuna, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların daha sık görüldüğüne, doğum sonrasında daha ağır kanamaların yaşandığına, gebelik zehirlenmesi riskinin daha yüksek olduğuna ve bu sorunlara bağlı olarak anne ve çocuk ölümlerinin erken yaşta evlilik yapanlarda daha sık görüldüğüne yönelik açıklamalarda bulundu. 

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (ASAM) Hatay Ofis Sorumlusu Avukat  Sibel Şat Çocuk Yaşta Evliliklere Yasalar Ne Diyor? başlıklı bir sunum yaptı. Sunumunda, çocuk yaşta evliliklerin insan hakları ihlali olduğunu söyledi ve bu evliliklerin bir suç olduğunu da vurguladı. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine atıf yapan Avukat Şat, devletlerin çocuk evliliklerine engel olma yükümlülüğü olduğunu ve çocuk evliliklerine taraf olan kişilerin cezalandırmasının bu kapsamda değerlendirileceğini belirtti. Avukat Şat çocukla yapılan resmi olmayan evliliklerin Türk Ceza Kanunu’na göre suç olduğunu, çocukla gerçekleşen cinsel ilişkinin ise cinsel istismar kapsamında hapis cezası bulunduğunu da sözlerine ekledi. Türk Ceza Kanunu’na göre söz konusu durumda 8 yıldan 15 yıla kadar hapiscezası istemi olduğunu; çocuk 12 yaş altında ise ceza alt sınırının 10 yıldan aşağı hapis olmayacağını belirtti.

Başkent Kadın Platformu’undan Nesrin Semiz, İslam Hukukuna Göre Çocuk Yaşta Evlilik başlıklı sunumunda Kuran’da evlilik yapacak kişinin aklı-selim ve sağlıklı olmasının zorunlu kılındığına dikkat çeken Semiz aynı zamanda evlenecek kişilerin eğitimli olmasına da önem verildiğini aktardı. İslamın herhangi bir konuda görüşünün ne olduğunu yorumlamak için; söz konusu durumun insan hayatını tehdit edip etmemesine, sağlığa zararlı olup olmamasına ve toplum düzenini bozucu etkileri olup olmadığına bakılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Panel katılımcılarından deneyim paylaşımı

Panele katılan sığınmacı kadınlardan deneyim paylaşan katılımcı , çocuk yaşta evlendirilmesinin hayatına olan olumsuz etkisinden söz ederek, 16 yaşında evlendirildiğini ve evlendikten 10 ay sonra ilk çocuğunun dünyaya geldiğini aktardı. Bir evin sorumluluğunu almanın  ve bir çocuğun bakımını üstlenmenin onun için çok büyük zorlukları beraberinde getirdiğini ve depresyona sürüklendiğini anlattı. Kendisinden çok zaman alan ev sorumlulukları nedeniyle yarıda bıraktığı eğitimine çok üzüldüğünü, iyi bir meslek sahibi olamamasının zorluğunu her zaman çektiğini söyledi. Kendi çocuklarının aynı zorlukları yaşamaması için onların eğitimine önem verdiğini de aktardı.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), yürütücü ortakları ve farklı uluslararası donörlerden aldığı finansal destekle, erkek ve kadınlara yönelik olarak içeriği geliştirilen 30’dan fazla Çocuk Yaşta Evlilikler Panellerini, Türkiye’nin birçok farklı ilinde düzenlemeye devam edecek.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Kadın Sağlığı Danışma Merkezleri

Dünyada üç kadından birisi 18 yaşından önce evlenmektedir. Çocuk yaşta evlilikler konusunda gerekli ve etkin çalışma yürütülmezse, 2050 yılı itibarıyle çocuk yaşta evlenmiş kadın sayısının 1.2 milyara ulaşması beklenmektedir. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Ofisi, 2011 yılından bugüne, İnsani Yardım Programı çerçevesinde kadın sağlığı ve kadına yönelik şiddet konularında kapasite geliştirme, hizmet sunumu, üreme sağlığı ve hijyen malzemeleri sağlamaktadır.

Bu kapsamda, çeşitli kuruluşlarla işbirliği halinde Kadın ve Kız Çocuklar için Güvenli Alanlar (Kadın Sağlığı Danışma Merkezleri) oluşturulmaya başlanmıştır. 2017 yılında çeşitli illerde Avrupa Komisyonu İnsani Yardım ve Sivil Koruma Birimi (ECHO), Amerikan Hükümeti, İsveç Hükümeti ve Japon Hükümeti desteği ile kurulan merkezlerde öncelikli olarak sığınmacı kadın ve genç kızlara üreme sağlığı ve cinsel sağlık, cinsiyet temelli şiddet, psiko-sosyal destek, güçlenme ve malzeme dağıtımı konularında faaliyet gösterilmektedir.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 1969 yılında kuruldu ve dünya çapında nüfus konusunda uluslararası finansmana sahip en büyük yardım kaynağı olan UNFPA, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen politikalar ve stratejiler oluşturulması konularında 150’yi aşkın ülkede faaliyet göstermektedir. Çalışmalarına proje temelli olarak başlayan Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 1971 yılından bugüne Türkiye’de; üreme sağlığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi; kalkınmayla ilgili verilerin toplanması, kullanımı ve yaygınlaştırılmasının artırılması, ve insani yardım konularında çalışmalar yapmaktadır. Bu çerçevede ilk Ülke Programı 1988 yılından 1992’ye kadar sürmüş, şu anda ise Altıncı Ülke Programı (2016-2020) yürütülmektedir.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), her gebeliğin istenilen gebelik olduğu, her doğumun güvenli gerçekleştiği ve her gencin içindeki potansiyelini ortaya çıkarabildiği bir dünya için çalışır. UNFPA, bu hedefe ulaşabilmek için, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden (SDG) özellikle 4 tanesine yoğunlaşmıştır; SDG 3:Sağlıklı Bireyler, SDG 4: Nitelikli Eğitim, SDG 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve son olarak SDG 17: Hedefler için Ortaklıklar

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Sosyal Medya Hesapları:

Facebook: UNFPA.Turkey  Twitter: UNFPATurkey  Instagram: unfpa_turkey  YouTube: UNFPATurkey